28 Aralık 2012 Cuma

Dr. Beckmann Renk Koruyucu Mendiller ile Gökkuşağının Renkleri Sizinle

Eşimin toplantısı, benim kokteylim, kızımın sporu.. Ve karşımda kirli sepeti. İki gömlek bir sweet. biri mavi biri kemik biri de pembe.. bir kaç havlu ve nevresim tek makinayı anca doldurur ama hepsi ayrı renk. Peki hepsi tek makinada yıkanır mı ? Elbette yıkanır! Yaygın alışveriş merkezlerinde bulabileceğiniz Almanyadan ithal Dr.Beckmann renk koruyucu mendiller ile renkleri karışmadan hemde. Dr. Beckmann renk koruyucu mendiller mikro gözenekleri ve ultra emiciliği sayesinde renklilerden ayrılan renk partiküllerini üzerinde toplar ve diğer çamaşırlara geçmesini engeller. Böylece çamaşırlarınız yıkanmadan önceki rengini korur.
Dr. Beckmann renk koruyucu mendiller ile gökkuşağının renkleri sizinle.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

25 Aralık 2012 Salı

Ekonomiye Kadın Gücü

Ekonomiye Kadın Gücü projesi, dar gelirli kadınların ekonomik üretime katılımını teşvik etmek, sosyal ve ekonomik olarak güçlenmelerine katkıda bulunmak amacıyla, kadınların gelir getirici bir işe başlamasına veya işini büyütmesine destek olmayı hedefliyor.

Bu hedefin gerçekleşmesinde, küçük bir sermaye desteği ile dar gelirli kadınların ekonomik üretime başlamasına imkan tanıyan Mikrokredi Sistemi temel alınıyor. Mikrokredi, dünyada ilk olarak 1973 yılında Nobel Barış Ödülü sahibi Prof. Muhammed Yunus öncülüğünde yoksulluğun çok yoğun bir şekilde yaşandığı Bangladeş'te "Grameen Bank" altında faaliyetlere başladı. Prof. Muhammed Yunus, bu uygulamayı ilk olarak genç bir kadına bambu sepeti yapması için 6 $ kredi vererek başlattı.

Küçük sermayelerle değişen hayatlar

Türkiye'de 2003 yılında Prof. Muhammed Yunus'un girişimleriyle Grameen Trust ve Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) tarafından ortaklaşa başlatılan Türkiye Grameen Mikrofinans Programı pekçok dar gelirli kadının işe başlaması için cansuyu/başlangıç kredisi sağlayarak, teminat ve kefalet gerektirmeden finansman erişimi kısıtını ortadan kaldırarak onbinlerce kadının hayallerini gerçekleştirmesine destek oluyor.

Yoksullukla Mücadelede Yenilikçi Yöntem: Sosyal Finansman

Türkiye'de her 5 kadından biri yoksulluk sınırında olup kendi potansiyelini gerçekleştirmeyi, ailesine ve toplumsal üretime katkıda bulunmayı bekliyor. Türkiye Grameen Mikrofinans Programı'nın yaygınlaştırılması amacıyla, TİSVA ve Turkcell işbirliğinde hayata geçen Ekonomiye Kadın Gücü, Türkiye’de ilk defa sosyal borçlanma modelinin hayata geçirilerek kadınların gelir getirici işler yapması için küçük sermaye desteği sağlayan Mikrokredi Sistemi’ne yeni kaynak oluşturulmasını hedefliyor.

Sosyal inovasyon niteliği taşıyan bu yenilikçi model sayesinde sayesinde artık dileyen herkes dar gelirli kadınlara borç verebilecek, bağış yapabilecek, dar gelirli kadınların hayallerine kavuşmasına bireysel olarak destek verebilecek .Çünkü, Kadına Destek, Topluma Destektir.
Ekonomiye Kadın Gücü projesi ile kadınlarımız daha çok üreterek ekonomiye katılacak,
hayallerini büyütecek, ailelerine ve geleceğe yatırım yapacak, Türkiye kazanacak.
ekonomiyekadiningucu
Bir bumads advertorial içeriğidir.

15 Aralık 2012 Cumartesi

Mama sandalyelerimiz..

Mama sandalyesi alıp almama konusunda kararsızlık yaşayan çok var ben de bu nedenle bu postu yayınlıyorum.
Doğaç ek gıdaya geçtiğinde yani 6 ay bittiğinde mama sandalyesi araştırmalarına başladık. Bu arada ben Doğaç'ı 6 ay sadece emzirdim. Bu emzirme konusundan da ilerleyen zamanlarda bahsedeceğim. Neyse o zamanlar acaba ikea alsak mı demiştik
önceleri ama araştırınca oturmaya yeni başlayan ve ek gıdaya yeni geçen bebekler için uygun olmadığını anladık ve chicco polly çift kılıflı mama sandalyesi aldık. Doğaç sandalyesini çok sevdi. Gercekten kullanışlı ve rahat bir sandalye. Sırt kısmı 4, oturma kısmı 7 ayrı pozisyonda ayarlanabiliyor. güvenlik açısından da oldukça iyi. Mama sandalyesi alacaklara tavsiyemdir. Tabi bütün bunların yanında çok pratik bir ürün değil maalesef. Eviniz de büyükse bir yeden bir yere taşımak zor olabiliyor. Biz bu nedenle Doğaç biraz daha büyüyünce ikeanın klasik mama sandalyesini aldık. Bu sandalye gerçekten çok pratik, hafif. Kolaylıkla istenilen yere taşınabilir. Ama başta da dediğim gibi ilk oturmaya başladığı zamanlar için rahat olmaz. Şu anda iki mama sandalyesini de kullanıyoruz. Chicco her daim mutfakta duruyor. İkea her yere taşınıyor :) Aşağıda Doğaç'ın her iki mama sandalyesinde ki resimleri var. Umarım herkesin bol iştahlı , yemeyi ve mama sandalyesinde oturmayı seven bebekleri olur inşallah :)













Yeni pusetimiz Mclaren quest sport :)

Daha önce bebek alışverişi postumda bebek arabamızdan bahsetmiştim. Concord neo travel sistem bebek arabası kullanıyorduk. Hala kullanıyoruz ve çok memnunuz. Fakat yeni taşındığımız ev 4. Kat asansör var ama asansörden sonra inmemiz gereken 2 merdiven daha var maalesef. Eşimle dışarı çıktığımızda tabi hiç sorun olmuyor bu ama yalnız hiçbir yere gidemiyorum doğaçla. Bu nedenle yeni bir baston puset almaya karar verdik. Açıkcası fazla araştırmadım çünkü Mclaren almak hep aklımdaydı. Kullanan arkadaşlarımın da memnun olduklarını biliyordum. Bizim aldığımız resimde görünenin aynısı. En güzel özellikleri hafif olması ve tam olarak yatabilmesi. Taşıma askısı sayesinde de rahatlıkla omzuma asıp taşıyabiliyorum. Doğaçı test ettik o da çok sevdi. Gerçekten çok şık ve sağlam bir puset. Tavsiye edilir :)

Tekrar merhaba

Uzun zamandır blogumu güncelleyemiyordum. Ev işleri, Doğaç derken bir türlü vakit bulamadım tabi bilgisayarımın olmaması da bunda etken ama yine de bunlar bahane olmamalıydı. Bu arada evimizi de taşıdık şehir değiştirdik çok uzağa gitmedik başka bir ilçeye taşındık ama aniden gelişen bu taşınma meselesi hiç istemediğim için olsa gerek beni baya strese soktu neyseki atlattık. Aslında kapatmaya karar vermiştim ama son bir kez daha kendime şans tanımaya karar verdim. Bu süre içinde neler mi oldu en önemlisi Doğaç 1 yaşına girdi. Canım oğlum hayatımın anlamı artık 1 yaşında onu kucağıma aldığım gün dün gibi iyi ki varsın bebeğim.
Doğum günü resimlerinin hepsi eşimin bilgisayarında olduğundan telefonumda olan bir resmi yükleyebiliyorum sadece
Postların devamı gelecek umarım :)








17 Temmuz 2012 Salı

DOĞAÇ'IN HAVUZ SEFASI :)

Merhaba herkese :) Biriken çok şey var aslında yazamadığım ama en tazelerden başlamak en iyisi galiba :)
Yaz geldiğinden beri Doğaç'ı denize getirmeyi çok istiyordum ama bir türlü havalar istediğim gibi gitmemişti. Neyseki geçen gün babamızın da izinde olmasıyla denize gitmeye karar verdik ama ne yazık ki Doğaç'ı rahatlıkla denize sokabileceğimiz bir yer bulamadık :( ben Sinop'un Gerze ilcesindeyim ve maalesef burada rahatlıkla denize girilebilecek bir plaj yok her yer deniz ama plajımız yok :( neyse biz de en iyisi havuza gidelim dedik ve başladık bez mayo aramaya ama yine maalesef onu da bulamadık. Tek çare bezinin üstüne mayosunu giydirip havuza sokmakti. Samsun'a gittiğimde ilk işim bez mayo almak olacak.
Havuza gittiğimizde ilk önce ayaklarını degdirdim suya korktu biraz ağlamaklı oldu sonra babamızın kucağında kendini sularda buldu :) Biraz ekşitti yüzünü önce sevmedi neyse ki korktuğum gibi olmadı ve kısa sürede suya alıştı :)
İşte size Doğaç'ın havuz sefasından görüntüler :)

10 Temmuz 2012 Salı

MİMLENMİŞİM :)

          Blog yazmaya başladıktan sonra öğrendim mim in ne olduğunu önceleri hiç dikkat etmemiştim ve bilmiyordum ne anlama geldiğini. Sevgili blog arkadaşım Sevdadan Karakalem Yazılar  beni mimlemiş. Böylece ben de ilk mim post umu yazabileceğim. Teşekkürler Sevda :)
          Mim konusu ise "Bugün neler öğrendim?" Bakalım ben bugün neler öğrenmişim :)


         1. Hayatta hiçbir şeyin karşılıksız kalmayacağını, yapılan iyiliklerin de kötülüklerin de mutlaka bir gün karşılığının bulunacağını her ne kadar daha önceden de biliyor olsam da bugün bir kez daha öğrendim.
        2. Kocamın 2 günlük ayrılıkta bile beni ne kadar özlediğini öğrendim.
        3. Apartmanda yaşıyorsanız eğer binadaki komşularınızla aranızda bir uyum olması gerektiğini ve "ev alma komşu al" atasözünün doğruluğunu öğrendim.
        
        Ne kadar az şey öğrenmişim bugün :) şimdi 3 arkadaşımı mimlemem gerekiyor sanırım veee MİM goes to : Kelebeğin Gözünden, Demir Ege'li Hayat ve My Little World

8 Temmuz 2012 Pazar

YENİ POSTLARLA MERHABA :)

Uzun zamandır post yazamiyordum ama artık sevgili arkadasım Nevbahar (demiregeli hayat blogunun sahibi) sayesinde varlığından haberdar oldugum blogger uygulamasıyla telefondan da post yazabileceğim o yüzden cok mutluyum :) cok fazla birikmiş resim ve haber var sırayla tek tek yayınlayacağım :) teşekkürler Nevbahar :)

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Yarı yaş günümüz :)

            Evet :) Bugün bizim yarı yaş günümüz. Bugün tam 6 ayımızı doldurduk ve 7.ayımıza girdik. Maşallah bize. Ne kadar da çabuk geçti zaman. Sanki daha dün doğum yapmış gibiyim.
           Bugün aşılarımızı da olduk. 1 tanesi ağızdan, 3 tanesi de bacaktan. Umarım ateşimiz çıkmaz. Şu anda uyuyoruz  inşallah ilerleyen saatlerde de böyle olur. Her ihtimale karşı biraz ateş düşürücü verdim. Çünkü bu aşılardan sonra sadece ateş değil lokal ağrı da olabiliyormuş. O yüzden verdim. Diğer aşılarımızda ateşimiz çıkmadığı için vermemiştim. Sürekli kontrol ediyorum.
           Alttaki resim bugün çekildi, öğlen uykusunu uyumadan önce. Ben onu yatağına yatırdım, beşiğini biraz sallamaya başladım uyuması için bir de baktım ki yan korumasını kaldırmış bana gülüyor. Sabahları Doğaç uyandığında babamız da kalkıyor işe gitmek için o sırada yan korumayı açıyor Doğaç beni görsün diye. Öğrenmiş miniğim kendi açıp bakıyor bana. :)
          Canım oğlum iyi ki doğurmuşum seni. Allaha binlerce kez şükrediyorum seni bana verdiği için. Allahım sana uzun, sağlıklı ömürler versin. Seni çok seviyorum miniğim...

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Anneler Günümüz Kutlu Olsun :)

            Sen gelince ben en çok sevmeyi öğrendim… Doyasıya, içine sokarcasına, her şeyden vazgeçercesine sevmeyi… Seni ilk kez göğsüme koyduklarında sıcaklık ne demekmiş onu öğrendim..
Senin sıcaklığını, aylar sonra düşündüğümde hala sol kolumda hissettiğim aynı yakıcılıktaki sıcaklığını…Uykusuzluk ne demekmiş öğrendim. İlk doğduğunda her yarım saatte bir uyanıp nefesini dinlemeyi… Seni mışıl mışıl uyurken seyretmenin dünyadaki en tatlı uykuya bile bedel olduğunu…Sahip olmayı… Dünyadaki her şeye sahipmişçesine gururla bakmayı, bir mucize meydana getirmenin ve ona sahip olmanın muhteşemliğini... Kendinden başkasının sorumluluğunu almayı ve bunun nasıl da heyecan verici ve korkutucu olabileceğini… Hayatta ilk defa “Başarabilecek miyim? “ sorusunu sormayı… Gülmeyi öğrendim sonra, gerçek bir kahkaha atmayı… Uyuman için gözünün içene bakıp, fazla uyuduğunda ise kokunu özledim… Özlemeyi öğrendim…Mutluluğu öğrendim.. Delicesine mutlu olmayı… Her akşam kafamı yastığa koyup şükretmeyi… Huzuru öğrendim… Sen yatağında uyurken, odamıza yayılan bebek kokusundaki huzuru… Eşimi yalnızca aşık olduğum adam olarak değil, senin baban olarak sevmeyi öğrendim.. Beni anne yaptığı için daha çok daha çok sevmeyi öğrendim… Acele etmeyi öğrendim… Yemek yaparken, duş alırken, tuvaletteyken… Hayatı acele yaşamayı ve geri kalan tüm zamanımı sana verebilmeyi öğrendim… Gözyaşının içimi nasıl da acıtabildiğini… Ağlamaman için her türlü şaklabanlığı yapabileceğimi öğrendim… Kıskanmayı öğrendim… Herkesten ve her şeyden kıskanmayı… Seni kimseyle paylaşamayacağımı… Annemi anlamayı… Ona kızmamayı ve teşekkür edebilmeyi öğrendim… Zamanın acımasızlığını öğrendim.. Şimdilerde tek bir bacağının bile içine sığmayacağı küçücük tulumlarının, bir gün bana destan yazdırabilecek kadar anlamlı olduğunu… Zamanın geçtiğini… Senin büyüdüğünü ve geçen hiçbir anın geri gelmeyeceğini… Hayat ne demekmiş yaşamak ne demekmiş sen gelince öğrendim bebeğim…
Annelik gerçekten müthiş birşey... Başta kendi annem olmak üzere bütün annelerimizin anneler günü kutlu olsun...


 

13 Mayıs 2012 Pazar

         Nasıl anlatsam, nereden başlasam
      Duygu, biraz duygu
      Bütün isteğim buydu....



      Doğum sonrası sendromu dedikleri şey ben de biraz geç ortaya çıktı ama çıktı. Hiç düşünmezdim ama birden bire kendimi içinde buluverdim. İnsanın içinden hiçbir şey yapmak gelmemesi ne demekmiş anladım ama hiçbir şey.. Karamsarlık kaplamıştı sanki bütün ruhumu. Neyseki kendimi toparlayabildim. Tembelliğime son verebildim. Sizleri çok özledim. Ama bu durumda da içimden nasıl hiçbir şey yapmak gelmediyse, buraya yazmakta gelmedi. Umarım çok uzak kalmamışımdır sizlere. Bulduğum tüm boş vakitlerimi sizlerin sayfalarını okumaya ve yeni takipçilerimi takip etmeye harcayacağım.

11 Nisan 2012 Çarşamba

Özür...

            Merhaba sevgili takipçilerim. Uzun süredir yeni bir post yazamadım özel sebeplerimden dolayı hepinizden çok özür dilerim. Birazdan yeni bir post yayınlayacağım. Çok teşekkür ediyorum herkese :)

7 Mart 2012 Çarşamba

İlk Blog Hediyem :)

                Blog yazmaya başlayalı çok olmadı ama ben ilk hediyemi kazandım bile. Çok mutluyum :) 
          Araştırmacı Anne blogunu takip edenlerin haberi vardır. Geçen hafta 2 şanslı anneye desitin pişik kremi vereceğini duyurmuştu. Yapılması gereken bu duyuru postuna yorum yazmaktı. Ben de şansımı denemek istedim. 2 gün önce kazananlar belli oldu. Bir baktım biri benmişim :) Çok sevindim. Ben normalde pişik kremi kullanmıyordum bebeğime çok şükür hiç pişik olmadık. Doğumdan önce Bübchen'in pişik kremini almıştım ama içinde paraben olduğunu okuyunca hiç kullanmadım. Ama bu ara hafif pembelik hissettiğim için yeni bir pişik kremi alayım diyordum. Desitin pişik kremi de çok iyiymiş. Eşim alacaktı dur dedim belki bana çıkar. Lafım canlı çıktı :) 
          Buradan sevgili Araştırmacı Anne'ye çok teşekkür ediyorum. Çok yararlı bir blog düzenlemiş kendisi. Eğer siz de bakmak isterseniz buyurun :)

6 Mart 2012 Salı

Bebek Hazırlıkları-2

1. KIYAFETLER
       Hastane çıkışlarını alarak işe başladım. Gerçekten de işime çok yaradılar. Kış bebeği olduğumuz için bol bol uzun kollu body aldım. Bodylerimiz chicco ve mothercare'den alındı. Özellikle mothercare'in desenleri çok güzel. Ama ilk günler chicco'nun bodyleri daha iyi omuz kısmı çıt çıtlı olduğu için açılmıyor. Fakat kalıpları biraz küçük onu düşünerek almakta fayda var. Bu kıyafet konusu aslında çok kişisel. Fazla almayın diyorlar ama insan kendine engel olamıyor hele de ilk bebekse. O yüzden içinizden ne geliyorsa onu yapın diyorum ben bu konuda. Ben kıyafetlerini alırken Eko-Tex belgesi olmasına dikkat ettim. Yani kumaşında, boyasında kanserojen madde bulunmaması, ekolojik ürünler olması anlamına geliyor. 
         Kıyafetlerimizi yıkamak için ise Dalin'in sıvı bebek deterjanını aldım. Yumuşatıcısı da var ama yumuşatıcı normalde de zararlı olduğu için kullanmaya gerek görmedim. Sabun tozunu da kıyafetlerde tortu kalıyor dedikleri için almamıştım. Ama ilk günlerde kıyafetlere malum lekeler bulaşabiliyor ve sabun tozundan başka birşey de bu lekeleri çıkarmıyor. Doğaç gazlı bir bebek olduğu için hala kıyafetlerimize bulaşabiliyor. Eğer malum leke bulaştıysa Hacışakir sabun tozunu suyla köpürtüyorum ve 1 gece bekletiyorum ertesi gün sudan geçirip dalinle yıkıyorum. Hiçbir şey kalmıyor, tertemiz oluyor. 

        2. BİBERON:
             Aslında biberon almayı düşünmüyordum çünkü bebeğim beni emecek, sadece anne sütüyle beslenecek diye şartlamıştım kendimi ama sezeryan doğum yapınca ilk günler sütün gelmesi biraz zor oldu. Bu nedenle iyiki de almışım dedim. İlk 1-2 gün, günde 1 defa yarım ölçü mama vermek zorunda kaldık. Neyseki bebeğim beni emmeye başladı da biberonu rafa kaldırdık.
            Biberon markası olarak Avent ya da Dr.Browns almayı düşünüyordum. Aldığım yer annelerin Dr.Browns'tan daha memnun olduğunu söyledi. Ben de Dr.Browns aldım. Bu biberonun özelliğine gelirsek içinde bebeğin beslenirken hava yutmasını önleyen, doğal akış sağlayan bir aparat var. Bebekte gaz oluşumunu engelleyen bir biberon. Biz şu an kullanmadığımız için kişisel görüşümü yazamıyorum.

   3.EMZİK:
           Bu emzik konusu çok karışık. Çünkü aslında emeceği emziği bebek kendi seçermiş. Ama yine de bir emzik almakta fayda var. Tabi bebeğinize emzik verip vermemek sizin kararınız. Ben bebeğe emziği çok yakıştırıyorum. Damak yapısını bozar dedikleri için tereddütteydim ama şimdi iyiki de vermişim emziği diyorum. Gerçi biz sadece uykuya dalarken emzik emiyoruz onun dışında henüz bir alışkanlığımız olmadı. Emzikte tercih ettiğim marka Avent. Bebeğim de hemen aldı bu emziği. Yine hava yutmasını önleyici bir emzik. 


    4.BEBEK BEZİ: 


          Bebek bezi olarak Prima premium care ilk tercihim oldu. Daha sonra yine primanın yeşil paketini kullandık ama memnun kalmadım. Anne sütüyle beslenen bebeklerin kakaları sulu kıvamda oluyor ve premium care sıvı kaka emici özelliği sayesinde dışarı taşmaları gerçekten önlüyor. 

     5. ISLAK MENDİL:


         Islak mendili yazmayı unutmuşum, hemen ekliyorum. Unibaby'nin yenidoğan ıslak mendilini kullanıyorum. Hiçbir katkı maddesi ya da parfüm içermiyor, sadece su ve pamuktan oluşuyor. Aslında ilk günler ılık su ve pamuk kullanırım sonra bu mendile geçerim diyordum ama hastanede kullanmaya başlayınca devam ettim. Kesinlikle pişik olmadık. Tavsiye ediyorum. 5.yıla özel paketlerine nazar boncuğu da koymuşlar. Bebeğimin odasında her yer nazar boncuğu oldu :) size tavsiyem bol bol stok yapın, ilk günler ne mendil ne de bez dayanmıyor :)

29 Şubat 2012 Çarşamba

Bebek Hazırlıkları-1

           Bebeğim için yaptığım hazırlıklardan da bahsetmek istiyorum ki yeni bebek bekleyenlere fikir olsun. Ben hazırlıklara 28.haftamda başladım. Aslında araştırmalara daha önceden başlamama rağmen erkenden alma uğursuzluk laflarına kulak tıkayamadım. Sinop'ta yaşadığım için hatta ilçesindeyim Gerze'de, bebek alışverişini yapabileceğim pek yer yok maalesef. O yüzden bütün alışverişimizi Samsun'dan yaptık. 
             Samsunlu olanlar bilirler Bebişko Bebek Mağazasını. Çok güzel bir mağaza. Aradığınız herşeyi bulmanız mümkün. Biz bebek arabamızı, oda takımımızı, kıyafetlerimizin çoğunu ve diğer ihtiyaçlarımızı oradan aldık. Ürünleri oldukça kaliteli Bir çok bebek markasını bulmanız mümkün.Müşteriye karşı tutumları da ayrıca çok güzel, çok ilgililer. 
            Burası dışında Mothercare'den yaptım alışverişimi. Bodylerin, tulumların desenlerine bayıldım. Ev tipi ana kucağımızı da ordan aldık. Şimdi sırayla aldığım ürünleri sizlerle paylaşacağım, hangisi işime yaradı ya da yaramadı sizlere anlatacağım. Umarım bebek bekleyen arkadaşlar için yararlı olabilirim. 

           1. BEBEK ARABASI : 


            Bu konu gerçekten kafamı çok kurcaladı. Herkese de böyle oluyor mu bilmiyorum. Yaşadığım yerde yollar çok kötü olduğu için bebeğimizin rahat edeceği bir araba almak istiyorduk. Araştırmalarım sonucu karşıma bir çok iyi marka çıktı. Benim bütün bu markaları inceleme imkanım yoktu maalesef. Bu nedenle kullananların yorumlarını dikkate aldım. Quinny buzz 3 ve Concord Neo arasında kalmıştık. İncelemelerim sonucu ikisinin kalitesinin aynı olduğunu fakat concordun daha kibar olduğunu öğrendim. Concord Neo Quantum modelini aldık ve çok memnunuz. Travel sistem olduğu için biraz ağır ama çok şık bir araba. Yanında sineklik, tekerlekler için pompa, bebek çantası gibi aksesuarları da var. Sürüşü çok rahat. Biz çok memnunuz, tavsiye edilir. Gerçek resimlerini bu postta görebilirsiniz. Tık tık..

         2. BEBEK BEŞİĞİ

         Bebeğimiz doğduktan sonra bizim odamızda uyuyacağı için bir beşik almamız gerekiyordu. Ayrıca odasını hazırlayacaktık zaten. Çoğunlukla herkes park yatak alıyormuş ama ben bu park yatakları hiç beğenemedim. Görünümleri pek hoşuma gitmiyordu. Sepet şeklinde olan beşikleri beğeniyordum. Aradığım gibi bir beşiği de taa İzmirlerde buldum. Evimize gelen herkes çok beğendi. Ayrıca tekerlekli olduğu için de evin içinde her  yere taşıyabiliyorum. Bu arada beşiği ve odamızı alırken kurşunsuz boyayla boyanmış olmasına da ayrıca dikkat ettim.
       
        3. ANA KUCAĞI:
       Ana kucağı olarak Chicco'nun bu resimdeki modelini tercih ettik. Herkese tavsiye ediyorum. Doğaç çok sevdi bu anakucağını. Uyumadığı zamanlar hep onda yatıyor. 3 kademe ayarlanabiliyor. Aynı zamanda melodileri de var. Benim içinse en güzel yanı mutfakta yemek yaparken Doğaç'ı rahatlıkla yanıma alabiliyor olmam. 


        4.BEBEK TELSİZİ:
          Telsizimiz weewell marka. En çok satılan telsiz markasının weewell olduğunu düşündük. Weewell'in başka bir modeli çok fazla satılıyormuş ama o analog bir telsiz. Biz dijital olmasını tercih ettik. Henüz kullanmaya başlamadık. Telsizimizi dedemiz bize hediye etti çok teşekkür ediyoruz ona. Henüz Doğaç'ı gözümün önünden ayıramıyorum ama misafir falan geldiğinde telsize çok ihtiyaç duyuyordum iyi oldu.


           5.HAVA NEMLENDİRİCİ:
               Evimiz kaloriferli olduğu için çok sıcak oluyor ve maalesef havası da kuruyor. Doğaç'ın burnu tıkanmaya başlayınca hava nemlendiricisi arayışına girdik. Marka ararken genelde karşıma Tefal çıktı. Biz de Tefal'in soğuk buhar makinesini aldık, kullanıyoruz, memnunuz.
         


      Biberon, emzik, bez vs. şeylerden bir sonraki postta bahsedeceğim.

28 Şubat 2012 Salı

Yeni Cicilerimiz..:)

             Bebek hazırlıkları yaparken Lcw'ye hiç bakmamıştım. Sinop'ta bebek alışverişi yapabileceğim pek fazla yer olmadığı için bütün alışverişimizi Samsun'dan yapmıştık. Bebeğime kıyafet almaya doyamıyorum ben kendime hiçbir şey almayım hep ona alınsın dünyalar benim oluyor. Annelik bu sanırım. 
          Eşim iş çıkışı Lcw'nin önünden geçerken bakmış çok güzel şeyler alıp getirmişti üstelik fiyatları da baya uygundu. Bodylerini falan çok beğendim. Dün yine iş çıkışı bakmış bize yeni ciciler getirmiş. Ben çok beğendim. Fiyatları da yine çok uygun. 150 TL'ye 8 parça kıyafet almış bunların 2'si takım. İşte yeni cicilerimiz :) 





       

27 Şubat 2012 Pazartesi

Blogger Anneler Topluluğu

             

                  Blogger anneler tek bir çatı altında toplanıyor. Gerçekten çok güzel bir fikir kutluyorum. Ben de taze bir blogger olarak aralarına katıldım. Yeni annelerle tanışmak, bir çok yeni fikir edinmek çok güzel olacak. Henüz izlemeye almayan varsa buyurun karşınızda Blogger Anneler  :)
           

Anne Bebek Dergisinde Yer Almak İster misiniz?





             Eğer istiyorsanız Aslıhan Gündüz'ün bloğuna bakmanızı tavsiye ederim. Buyrun tık tık...

Reflü...Cumartesi...Samsun

              Bebeklerde reflünün çok sık karşılaşılan bir rahatsızlık olduğunu duymuştum ama benim bebeğimde olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Ta kii gazını çıkarttıktan hemen sonra oluşan kusmalarından şüphelenene kadar.
              Doğaç çok gazlı bir bebek olmasına rağmen gece uykularımızda pek sorun yaşamıyorduk çok şükür. 2 aylık olduğumuzda kesintisiz 5-6 saat uyuduğu oluyordu. Fakat son zamanlarda bu 4 saate düşmüştü. Normalde bebeklerin büyüdükçe gece uyuma sürelerinin artması, gündüz uyanık kalma sürelerinin azalması gerekiyor ama biz de tam tersi olmaya başlamıştı. 4 saat uyuyup uyanıyor emziriyorum tekrar uyuyordu. Gündüzleri de sık sık ama az emmeye başlamıştı. Yani onun emmesini engelleyen bir şey vardı. Sütüm mü yetmiyor acaba diye düşünmeye başladım o zaman ama sütüm de vardı. Sonra her gazını çıkarttıktan sonra ya yutkunup birşey yuttuğunu, ya da az kustuğunu ya da fışkırarak kustuğunu farkettim. Cuma günü 2 kez üstüste fışkırarak kusunca eşimi aradım hemen o da doktorumuzu aramış. Doktorumuz reflü olabileceğini, hemen gelmemiz gerektiğini söylemiş. Cumartesi günü anneannemizi de alarak Samsun'a doktorumuza gittik. Doktorumuz Doğaç'ın reflü olduğunu bu nedenle kusmalarının olduğunu, emerken midesinden gelen acı yüzünden emmeyi kısa kestiğini söyledi. Gece uykuları da o yüzden bölünüyormuş. Bu sorunu azaltmak için yatağını yükseltmemiz gerektiğini söyledi. Yastık kullanımı içinse 2 yaşına kadar önermediğini, yatağın baş kısmını alttan destekle yükseltmenin daha doğru olacağını söyledi ve reflü için 2 tane ilaç verdi. 3 ay kullanacakmışız bu ilaçları. İnşallah kısa sürede geçer de bebeğim rahat eder. Çok şükür gelişimimiz çok iyiymiş. Bu da bizi çok mutlu etti. Gitmişken sünnet konusunu sorduk. 2 yaşına kadar yaptırabilirsin ama 2-7 yaş arası önermiyoruz psikolojisi açısından dedi. Biz henüz karar vermedik ne zaman yaptıracağımıza.
             Samsun'a gitmişken biraz gezelim dedik. Malum ben evden pek dışarı çıkamıyorum kış bebeği olunca böyle oluyor. 1-2 avm gezdik, yemek yedik, Doğaç'a ciciler baktık sonra yine yola koyulup Sinop'a evimize döndük. Doğaçla beraber dışarı çıktığımda kendime dert edindiğim tek şey emzirme kısmı. Emzirme önlüğü almakta hep tembellik ediyorum. Allahtan avm lerin bebek bakım odaları var. Gerçi oraların da hijyenine pek güvenmiyorum. İlk gittiğimiz Makro AVM yi kutluyorum gerçekten temiz, ferah bir bebek bakım odaları var. Ama benim her zaman gittiğim, içinde bir çok çocuk mağazası bulunan Yeşilyurt AVM nin bebek bakım odası ise küçüklüğüyle, darlığıyla beni gerçekten şaşkına çevirdi. Umarım bir an önce daha ferah bir alan yaratırlar bebekler için. İşte cumartesi günü çekilmiş Doğaç beye ait bir kaç kare :)