27 Ağustos 2013 Salı

Doğaç'ın Uyku Düzenini Nasıl Oluşturdum?

       Merhaba :) Aslında uzun zamandır bu konu hakkında bir post yazmak istiyordum ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Çoğu annenin bu konuda dertli olduğunu biliyorum. Doğaç doğmadan önce ve doğduktan sonra bebeklerin uyku düzenini oluşturma konusunda baya araştırma yaptım aslında. Sizlere de gerek okuduklarım, gerek tecrübelerimle uyku düzenini oluşturma konusunda fikirler vermek istedim.
        İlk günler her anne gibi ben de telaşlıydım. Kolay değil bir bebek dünyaya getiriyorsunuz. Neyi nasıl yapmalıyım diye bir telaş sarıyor. Doğumdan önce herkes bana bu iyi günlerin, bol bol uyu deyip duruyordu ve ben çok sinir oluyordum. Bebeğim doğduktan sonra ne kötü olabilir ki. Tabi ki kolay değil bir bebek doğuruyorsunuz, tabi ki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bunlara kesinlikle hazırlıklı olmak gerekiyor. Ama ben hiç bir zaman öyle düşünmedim. Çünkü uyumayan bebekler olduğu gibi düzenli uykusunu uyuyan bebekler de olduğunu biliyordum. Peki dedim acaba fark ne? Ne oluyor da uyumuyorlar? Tabi bazı bebekler ne yaparsanız yapın uyku konusunda çok dirençli oluyorlar onları ayrı tutuyorum. Ben o yönden şanslıydım. Doğaç uyguladığım rutine uyum sağladı. Peki ben nasıl bir rutin uyguladım?? Bu rutin konusunda Tracey Hogg'un kitabından çok faydalandım. Anne olacaklara ve yeni annelere bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum.

 

          Peki bu kitapta neler var? Nelerden bahsediyor? Uyku düzenini nasıl oluşturmamızı söylüyor? 
          Öncelikle bebeğinizin ayına göre uyku ihtiyacının ne kadar olduğunu bilmelisiniz. Bunu bilmek, gece uyku düzenini oluşturmak için çok önemli. Kitapta bebeğiniz ayına göre uyku ihtiyacını gösteren tablolar var. İkinci önemli olan ise bebeğinizi çok iyi gözlemlemelisiniz. Bebeğiniz uykusu geldiğinde mutlaka bunun işaretlerini gösterecektir. İlk esnediğinde yatağına yatırmanız ve uyutmanız gerekiyor ki sonradan uykusu dağılmasın. Bu aslında bizler de için de geçerli yani kendinizi düşünerek de bunu çözebilirsiniz. Daha sonra bebeğinizin sabah kaçta kalktığını ne zaman acıktığını, uykusunun tekrar ne zaman geldiğini gözlemleyip aklınızda tutmaya çalışın ya da not alın. Göreceksiniz her gün aynı saatlerde uykusu geliyor ve siz de bebeğinizi, uyku işaretlerine dikkat ederek aynı saatlerde yatırmaya çalışın. Bu şekilde bebeğinize bir rutin oluşturmuş olacaksınız. Bir diğer konu uyurken uyandırıp emiyorsa emzirme ya da mama verme. Ben hiç bir zaman Doğaç'ı uyandırıp emzirmedim. Yeni doğduğunda bile. Kendisi zaten acıktığı zaman uyanıyordu. Gününde doğmuş bir bebekti ve 2-3 saatte bir kendisi istiyordu emmeyi. Geceleri de gündüzleri de aynı şekilde yaptım. 6 ay sadece emzirdim. Şimdi 21 aylık hala emziriyorum. Yani emmeyi bırakır diye korkmayın :) aç da kalmıyor Doğaç'ı 6 aylık olduğunda gören doktorumuz mamayla beslediğimi zannetmişti. :) Kitaba göre bebekler 4 aylıktan itibaren 6-8 saat , 8 aylıktan itibaren 12 saate kadar aç kalabilirler. Ben de buna dayanarak gece emzirmelerini aza düşürdüm. Mesela Doğaç'ı yatırdıktan sonra kısa aralıklarla uyandıysa bu zamanlarda hep babamız ilgilendi. O gittiğinde yanına hemen uyuyordu zaten. Ama ben gidersem hemen emmek istiyordu. Bu durum bir süre sonra iyice alışkanlık haline gelecekti ki bu emme istekleri de öyleydi. Açlıktan olsa babası gittiğinde uyumazdı. Bu şekilde uykularının bölünmesini de engelledik. 
        Sonuç olarak Tracey Hogg'un kitabını kesinlikle edinmelisiniz. Ben çok yararını gördüm umarım sizlerin de işine yarar.
        Uykuya etki eden diğer faktörler de şöyle; bebeğinizin altını gece değiştirmeyin. Doğaç 21 aylık oldu daha bugüne kadar uykusunda hiç bez değiştirmedim. Kaka zaten yapmıyor geceleri o yüzden hiç gerek yok. Bir de gece uyandı diyelim ışığı kesinlikle açmayın ki uykusu dağılmasın. Doğduğu ilk günden itibaren geceyi gündüzü öğrenmesini sağlayın. Bunu da gündüz sesli-ışıklı ortamda uyutarak, gece ise sessiz ve ışıksız ortamda uyutarak sağlayabilirsiniz. Bebektir anlamazdır demeyin. Doğaç eve geldiği ilk günden itibaren akşam hava karardığında sessiz-ışıksız bir ortamda durdu. İlk günler salonda bizim yanımızdaydı ama biz Tv'nin sesini hep kıstık ya da açmadık, oda ışığını kapattık, lambaderin ışığıyla oturduk. Gerçekten de Doğaç geceyi gündüzü çok erken öğrendi. Bir diğer konu da giydirme konusu. Aslında bu konuya başka bir postta detaylı olarak yer vermek istiyordum ama uykuyla bağlantısı olduğu için kısaca söz edeceğim. Bebeklerinizi çok giydirmeyin. Bizim evimiz çok sıcak oluyordu 27 derece gibi. Kat kaloriferi olduğu için ısıyı ayarlamak zordu. Ben de giydirmiyorum tabi böyle olunca. Allah'a çok şükür ne terlettim ne de üşüttüm. Tabi terlemeyince bunalmadı ve uykuları da düzenli oldu. Bebeklerinizin ve çocuklarınızın gündüz uykularını da ihmal etmeyin. Gündüz uyutursam uyumaz demeyin. Bebeğinizin işaretlerini doğru algılarsanız onu doğru zamanda gündüz uykusuna yatırıp yine doğru zamanda gece uykusuna geçmesine yardımcı olursunuz. Unutmayın uyku, uykunun mayasıdır. 
         Umarım sizler için faydalı bir yazı olmuştur. Bütün bebeklerin mışıl mışıl uyuması dileğiyle :) 




15 Ağustos 2013 Perşembe

Kolay Pandispanya Tarifi

          İlk defa blogumda bir tarife yer vereceğim. Bu pandispanya tarifi benim her pasta yapışımda uyguladığım çok kolay bir tarif. Hepimizin tarif defterinde mutlaka kolay bir pandispanya tarifi vardır. Benim tarifimi de çoğunuz zaten biliyor olabilirsiniz. Yine de bilmeyenler için bu tarifi sizlerle paylaşmak istedim. Yaptığım pandispanyanın fırında ve piştikten sonraki fotoğrafını paylaşabiliyorum çünkü pasta yapıldıktan sonraki halinin fotoğrafı maalesef yok elimde. Bu pandispanyayı geçtiğimiz yılbaşında yılbaşı pastası için hazırlamıştım. Umarım tarifi denedikten sonra sizler de memnun kalırsınız.


     İşte kolay pandispanyanın tarifi :
     
            4 yumurta
            4 fincan un
            2,5 fincan şeker
            1/2 kabartma tozu

       • Yumurta ve şekeri yaklaşık 10 dk iyice köpürene kadar mikserle çırpıyoruz. Bu kısım pandispanyanın kabarması açısından çok önemli. Beyaz köpükler olana kadar çırpılacak. 
       • Daha sonra unu ve kabartma tozunu ekliyoruz. Ben unu elemeyi tercih ediyorum. Ekledikten sonra mikserle çok fazla hızlı olmamak kaydıyla tekrar karıştırıyoruz. 
       • Karışımı bekletmeden kalıbımıza döküp her tarafının eşit olması için kalıbı sağa sola yavaşça sallıyoruz.   
       • 180 derece fırında yaklaşık 40 dk pişiriyoruz. 
       •  İlk yarım saat dolmadan kesinlikle fırınımızın kapağını açmıyoruz ki pandispanyamız sönmesin. Daha sonra pişip pişmediğini bir kürdan yardımıyla kontrol edebilirsiniz. 
          
                                   AFİYET OLSUN...

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Smart Trike Üç Tekerlekli Bisiklet


            Doğaç'a almış olduğumuz ve memnun kaldığımız ürünleri daha önce yazmaya başlamıştım takip edenler bilirler. Şimdi yine sizlere yeni aldığımız smart trike bisikletten söz etmek istiyorum. 
            Uzun zamandır bu tarz bir bisiklet almayı istiyorduk ama marka konusunda karar verememiştik. Hatta geç bile kaldığımızı düşünüyorduk çünkü Doğaç 20 aylık olmuştu. Neyseki geç kalmamışız. Bu nedenle Smart trike ilk tercihimiz oldu. Smart trike bisikletlerin genel özelliklerinden bahsedecek olursak 10. aydan itibaren kullanılabilen bir bisiklet. Çocuğunu büyüdükçe bisikletin aparatları çıkarılabiliyor. En son 3 tekerlekli bir bisiklet haline geliyor. Böylelikle rahatlıkla 3 yaşına kadar kullanılabiliyor. Dokunmatik direksiyon özelliği sayesinde de manevra kabiliyeti çok yüksek. Fakat bu bisikletlerin her modelinde ebeveyn kontrolü yok. Benim beğendiğim modelinde ebeveyn kontrolü olmaması eşim için bir eksiydi. Ebeveyn kontrolü ne derseniz bu tür bisikletlerin ebeveynin sürmesi için uzun bir kolu var fakat smart trike bisikletin aşağıda görünen modelinde bu kol bisikleti sağa-sola döndürmüyor kontrol ya çocukta ya da kilidini kapatıp çocuğa da vermeseniz oluyor kontrolü ama bu sefer de sağa sola dönüşlerde biraz zorlanılabiliyor. 
           Bu modelin benim bulabildiğim 4 farklı rengi var. Ben 3. Resimdeki kırmızı turuncu olanı beğenmiştim unisex bir renk olduğu için ama yukarıda yazdığım sebepten dolayı eşim bu modeli değil de aşağıda resmini eklediğim bir üst modelini almak istedi. 
            Bu 2 model arasındaki farklar daha önce de yazdığım gibi ebeveyn kontrolünün olması ve oturma yerinde çıkarıp yıkanabilir koltuk yastığının bulunması. Biz bu bisikleti alırken Doğaç yanımızda yoktu. Sürüşünü denemek için başka bir aileden rica ettik meğer onlar da bu bisiklete bakıyorlarmış. 2 model arasındaki fark kullanılınca daha iyi anlaşılıyor. Gerçekten ebeveyn kontrollü olanı kullanmak daha rahat. Biz smart trike bisikletimizi Joker Mağazası'ndan aldık. Sizler de dilerseniz gidip görerek,  dilerseniz de online olarak satın alabilirsiniz. Doğaç sevdi mi bisikletini derseniz üzerinden inmek istemiyor. Bebek arabasıyla dışarı çıktığımızda mutlaka inmek isteyen Doğaç bu bisikleti çok sevmiş olacak ki hiç öyle bir talepte bulunmuyor hatta durduğumuzda kızıyor :) Yani biz Smart Trike bisikletimizi çok sevdik, iyi ki almışız dedik :) Şimdi sizleri Doğaç ve bisikletiyle başbaşa bırakıyorum  :)


13 Ağustos 2013 Salı

Yaşadığım Yer: Sinop-Boyabat


          Niye bu kadar uzun zaman ara verdim yazmaya bilmiyorum. Aslında yazmayı çok istiyorum, çok da hevesli başlamıştım blog yazmaya ama sanırım vaktimi iyi kullanamadım bu konuda. Bu yazımda size yaşadığım yerden bahsetmek istiyorum.
           Beni tanıyanlar Sinop-Gerze'li olduğumu bilirler. Hep de orada yaşadım ama geçtiğimiz Ekim ayında eşimin iş değişikliği sebebiyle Sinop'un başka bir ilçesine Boyabat'a taşındık. O günlerde çok bunalıma girmiştim. Önceki postlarımda yüzeysel de olsa bahsetmiştim. Niye derseniz herkes Boyabat'ın pek güzel bir yer olmadığını söylemişti. Gerze küçük bir ilçe ama deniz kenarında olduğu için sosyal anlamda çok gelişmiş bir ilçe. Boyabat daha iç kısımda denizden uzak bir ilçe. Annemlerden uzaklaşacak olmam da cabası oldu tabii. Neyseki işler yolunda gitti istediğim gibi bir ev bulabildik, her haftasonu da Gerze'ye gidebildik. Boyabat'ta ki arkadaşlarımızla çok sağlam dostluklar kurabildik. Ama gerçekten sosyal anlamda biraz geride kalan bir yer. Pastaneler dışında oturup kahve içebileceğiniz bir yer yok. Neyi meşhur derseniz boğazlarına çok düşkün boyabatlılar. Sırık kebabı en ünlü yiyecekleri. Adım başı kebapçıya rastlayabilirsiniz. Bir de pirinçleri çok meşhur. Gercekten de boyabat pirinci çok lezzetli. Zaten pilavsız sofraya sofra demezlermiş :) Burada en çok hoşuma giden yer kalebağı piknik alanı oldu. Harika yapmışlar. Boyabat'ın ünlü kalesinin eteklerinde çok güzel bir piknik alanı. Boyabat kalesine gelince tüm heybetiyle şehrin üzerinde yükseliyor. Rivayete göre bu kaleye çıkan 7 sene Boyabat'tan gidemezmiş. Ben henüz çıkmadım niyetim de yok :) Boyabat'la ilgili şimdilik aklıma gelenler bunlar. Daha tam olarak öğrenmiş değilim yani burayı. Sanırım psikolojik olarak da kendimi engelliyorum. Çünkü Gerze'den sonra burada yaşamak bizim için biraz zor oldu. Özellikle bu zorluğu yaz geldiğinde anladık. Önceleri dışardan gelenler gerze çok güzel dediklerinde anlamazdım bu kadar neyini beğeniyorlar derdim ama uzak kalınca anladım değerini. Hani kaybedince anlaşılırmış ya herşeyin kıymeti öyle oldu. Neyseki çok uzak değil de haftasonları kaçabiliyoruz. Şimdi sizi Boyabat resimleriyle başbaşa bırakayım bakın ben nasıl bir yerde yaşıyorum :) şehir resimlerinden çok kale ve kalebağı resimlerini paylaştım. Çünkü Boyabat'ın en güzel yerleri oralar :) 
          Daha önce gerzeyle de ilgili bir post yazmştım ama detaylı depildi ilerleyen postlarımda Gerze'den daha detaylı bahsedeceğim. Görüşmek üzere :)